New York City, Nick Wooster, Uncategorized

Kurumsal Kimlik Üzerine

Beyaz ve bir o kadar boş ekrandan yola çıkarak önce ait olduğu kitleye/sektöre kendini tanıtacak sonrasında da tutunma sağlayacak hamlelerin en başında kurumsal kimlik gelir

mi?

Normal şartlar altında bu sorunun cevabı kocaman bir evet fakat bunun rasyonel anlamda hayat bulması için henüz doğru zamanlara varamadık. Renk/sektör uyumunun “bu eskizleri whatsApp’ten  benim kayınçolara da atayım bakalım onlar ne diyecek?” döngüsüne giren çalışmaların önemli bir kısmı varış noktasına alacalı bulacalı ve kişinin “en sevdiği renk” parantezinden artanların bileşkesinde buluşmaktan yakalanamaması bizi şaşırtan bir durum mu? Maalesef hayır. 
Yazı fontları, ikon kullanımı gibi diğer detaylarda işin içine girdiği zaman, tasarımcının idealizmi ile hayatını idame ettirmesi gereken fiziki kaygılar devreye giriyor. A şıkkına yönelim gösteren tasarımcıların durumunu bir sonraki cümlede detaylandıracağım fakat B şıkkının içerisinde “işinden nefret etmeye” adım adım ilerleyenin ikilemleri şu an daha can sıkıcı. 

Logo tasarımı olması gereken konuma erişmediği, işverenin şehvetli düşüncelerinin arasından sıyrılamadığı için, işverenin bir anda logonun tasarımcısı, tasarımcının ise bir operatörden hallice noktaya gelmesinden dolayı işin saygınlığı ve etiket fiyatı inanılmayacak noktalara geliyor. Yutkunarak bunu içselleştiren tasarımcıyı 2. bir kıskaç daha bekliyor; “referans gösterememe” yani ne yayın yaptığı sosyal mecralarda ya da dijital portfolyolarda ne Curriculum Vitae’sinde asla yer bulamayacak ve bir kaç zaman sonra klasörleme yapılırken yanaklara hafifi bir utanç pembeliği serpiştirecek bir aşama bu. Film akmaya devam ettiğinde ise maddi kısmın dışında da beklenen takdir ve saygı hak getire noktasına itileceği için..
daha fazlasını yüreğim kaldırmıyor hakikaten.

A şıkkında ilerleyen tasarımcı için ise işler aslında ilk etapta kazançsız gibi görünse bile uzun vadede ciddi kazanımlar söz konusu olabiliyor zira maceracı ruhun ve birazcık kişisel disiplinin beyne pompaladığı “freelancer” olayım sektör sektör yayılayım azıcık dert çeker sonra kendi adıma marka olurum hayallerinin yerini, freelancer olarak xyz ünvan ile yürüyeceğime sektörün öncülerinin grafiker masasından başlayarak hem bu zarar verici müşteri tipinden uzak kalayım hem işin inceliklerine dair bir disiplin tutturayım hem bu süreç içerisinde bir çevre edineyim noktası için kutsal mücadelesini sürdürüyor. Uzun vadede ise bu edinimlere sahip olduğunda “freelancer” marka olmaktansa ayakları yere nispeten daha sağlam basan “butik ajans” kurulumunu gerçekleştiriyor ve süreç yönetiminde de başarı sağlayarak markalaşıyor.

Kurumsal kimlikten yola çıkıp bir tasarımcının rehberi olmayı planlamamıştım fakat kurumsal kimlik ile alakalı gelen “freelance” işlerde, seçiciliği ve idealizmi tavizsiz bir şekilde yürütebilme yeteneği ve dayanma gücü olanların zaten Kurumsal Kimlik Nedir? sorusunun cevabı sağ ceplerinde saklıdır, bu direnim ve gelişim endeksinde olmayanlar için ise şöyle özetlenebilir;

Ait olduğu sektöre, sektörün üretim-nihai tüketici arasında yer alan serüvenine, nihai tüketicinin satın alma refleksine uygun olarak logo ve destekleyici diğer enstrümanları doğru şekilde kullanarak bir kurumu orkestraya dönüştürme projesine “kurumsal kimlik oluşturmak” denilir.

Author


Avatar